Karasal İstilacı Yabancı Türler

Son yıllarda küreselleşmenin hız kazanmasıyla beraber insan, bitki ve hayvan hareketleri de hız kazanmış, bir yerden başka bir yere taşınmalarıı da kolaylaşmıştır. Yabancı türlerinde gerek belirli bir amaç için veya istem dışı taşınmaları da her gün artmaktadır.

Biyoçeşitlilik kayıplarına neden olan ve ekosistem hizmetlerinde değişikliğe neden olan İstilacı yabancı türler son 4 yüzyıldır biyoçeşitliliği tehdit eden en önemli faktörlerden birisidir. Küreselleşme, ulaşım ve teknolojideki gelişmeler nedeniyle artan insan hareketlerinin hızıyla da dünya üzerinde istilacı yabancı türler birçok ülke ve coğrafyada etkili olmaya devam etmektedir.

Bugün dünyada istilacı yabancı türler hem sucul, hem de karasal ortamlarda ekonomik, sosyal ve çevresel sorunlar olarak karşımızda durmakta ve küresel olarak biyoçeşitlilik üzerine en büyük tehditlerden biri olmaya devam etmektedir. Dünyada istilacı yabancı türlerin verdiği zarar 1.4 trilyon dolardan daha fazladır ve dünya ekonomisinin yaklaşık %5’ine tekabül etmektedir. Avrupa’da ise her yıl 12 milyar Avro masraf açtığı ve bu rakamın devamlı yükseldiği görülmektedir.

Dünyanın pek çok ülkesinde sucul-karasal bitkiler, memeliler, kuşlar, sürüngenler, mikro organizmalar, amfibiler ve balıkları içerisine alan yüzlerce canlı türü “istilacı, yayılımcı veya yabancı, egzotik tür” olarak tanımlanmaktadır. İstilacı yabancı türler, bir ekosisteme herhangi bir nedenle ülke içinden veya dışından sonradan eklenmiş olan ve belli bir süre zarfında oradaki biyolojik çeşitliliği doğrudan veya dolaylı olarak olumlu-olumsuz etkileyerek ekosistemde baskın hale gelen türler olarak tanımlanmaktadır.  Biyoçeşitlilik Sözleşmesi’ndeki tarife göre; yerleşmesi ve istilasıyla ekonomik veya çevresel zararlar vererek ekosistemleri, habitatları veya türleri tehdit eden yabancı türdür. Beş kıtada istilacı türlerin neden olduğu problemler mevcuttur. Avrupa’da 12 000’in üzerinde tür bulunmaktadır ve bunların %15’i istilacıdır (IUCN, 2017). Avrupa’daki iç sularda gelişen yaklaşık 80 yabancı türün akvaryum balıklarından kaynaklandığı tespit edilmiştir. İstilacı türlerin kontrolü, araştırılması, engellenmesi ve izlenmesi için yapılan harcamalara tarım, balıkçılık, ormancılık ve insan sağlığına verdiği zararda eklendiğinde Avrupa’da yaklaşık 12,5 milyar Avroluk bir maliyet ortaya çıkmıştır.

Dünya Koruma Birliği (IUCN) tarafından yayınlayan dünyanın en kötü 100 istilacı yabancı türlerinden 14 tanesi Türkiye’de bulunmaktadır. Bunlar; Doğu Amerika Sivrisinek balığı (Gambusia holbrooki), Taraklı Deniz Anası, Kaykay (Mnemiopsis leidyi), Deniz Salyongozu (Rapana venosa),  İsrail sazanı veya  Gümüşi havuz balığı (Carassius gibelio), Zebra Midye (Dreissena polymorpha), Su sümbülü (Eichornia crassipes), Katil yosun (Caulerpa taxifolia), Gökkuşağı alabalığı (Oncorhyncihus mykiss), Havuz balığı (Carassius carassius), Mozambik tilapyası (Oreochromis mossambicus), Su maymunu (Myocastor coypus), kırmızı yanaklı su kaplumbağası (Trachemysscripta elegans), Sıçan (Rattus rattus) ve Karabalık (Clarias gariepinus) tır.

Süveyş kanalının açılması, iklim değişikliğinin etkisi ve alıcı ortamın biyolojik çeşitlilik yönünden fakirliği yeni türlerin yerleşimini kolaylaştırmıştır. Akdeniz’de yabancı bitki ve hayvan türlerinin gelişimi oldukça hızlı olup, uzmanlar bu hızla devam ederse yirmibirinci asrın ortalarında Akdeniz’deki yabancı deniz bitkisi türlerinin sayısının yerli türleri geçeceği endişesini taşımaktadır. Küresel ısınmanın etkisiyle Akdeniz’e özgü türlerin yok olacağı, yerini Kızıldeniz canlılarına bırakacağı ve Karadeniz’in de giderek Akdenizleşeceği dolayısıyla balık stoklarının zarar görmesi nedeniyle de ticari balıkçılığın zarar göreceği kaçınılmazdır. Süveyş Kanalı’nın açılmasıyla 790 balık türü Akdeniz’e gelmiştir. Doğu Akdeniz’in ülkemiz sularında ise istilacı yabancı tür sayısının 450’ye yaklaşmıştır.

Son 10-20 yılda İstilacı Yabancı Türler konusu gündeme çok sık gelmekle beraber, iklim değişikliği ile bu türlerin yayılış alanlarının hızlı bir şekilde artmaktadır. İç sularımızda 350’ye yakın balık türü bulunmakla beraber,  25 adet balık türünün iç sularımıza aşılandığını, tehdit altındaki Tatlısu balık türünün sayısı da 49 durBu türleri yerleştirdikten sonra sularımızdan çıkartmak, yok etmek çok zor ve maliyetli olduğundan balıklandırmada çok dikkatli olunması gerekmektedir. Türkiye’nin iç suları, kontrolsüzce salınan balıkların tehdidi altındadır. Birçok göl ve akarsu, Türkiye faunasına ait olmayan sivrisinek balığı, İsrail sazanı, gümüş balığı, yeşil sazan, güneş balığı, çakıl balığı ve zebra midyesi istilası altındadır. Tatlı suları işgal eden bu türler, bulunduğu ortamdaki organizma ve canlıları yiyerek yerli türlerle besin rekabetine girdikleri ve beraberinde getirdiği hastalık ve parazitleri ortama bulaştırarak endemik ve doğal türlerimizin yok olmasına sebep olmaktadır. Bu istilacı yabancı türler balık yumurtası ve larvalarıyla beslenerek biyolojik çeşitlilik açısından da büyük tehdit oluşturmaktadırlar.

YABANCI TÜR NEDİR VE ÜLKEMİZE NASIL GELMEKTEDİR?

-Yabancı Türler Kendi doğal yaşam ortamından yeni bir yaşam ortamına taşınan türler “yabancı türler” olarak tanımlanır. Egzotik, Taşınan, Yabancı, İşgalci, İstilacı, Doğallaşan (introduced, invasive, nonindigenious, non-native, Lessepsian, alien, nuisance, egzotic, harmfull gibi) ifadelerinin tümü istilacı canlı türlerini nitelemek için kullanılmaktadır.

Bu türler ülkemize ticaret, seyahat ve ulaşım gibi kasıtlı olmayan nedenlerle veya balıklandırma, yetiştiricilik, üretim, ticaret ve akvaryumculuk amacıyla kasıtlı yollarla giriş yapmaktadırlar.

HER YABANCI TÜR İSTİLACIMIDIR?

       Her yabancı tür istilacı değildir.

İSTİLACI YABANCI TÜR NEDİR?

Çevreye, diğer türlere, ekonomiye veya insan sağlığına zarar verebilme potansiyeline sahip yabancı türlerdir. Biyoçeşitlilik Sözleşmesi’ndeki tarife göre; yerleşmesi ve istilasıyla ekonomik veya çevresel zararlar vererek ekosistemleri, habitatları veya türleri tehdit eden yabancı türdür.

YABANCI TÜRLER NE ZAMAN İSTİLACI TÜRLER OLARAK TANIMLANIR?

-Yeni yaşam ortamına başarıyla yerleşir ve yayılırsa istilacı türler olarak tanımlanır.

-Deniz ekosistemlerini değiştirir ve yerli türleri tehdit ederse,

-insan sağlığına ve ekonomiye zarar verirse.

İstila safhası 3 aşamadan oluşur;

  1. Türün tanıştırılması,
  2. Türün yerleşmesi ve
  3. Türün istilası ile olur.